Akıyordu gözyaşlarım yine içime değiyordu kanayan kabuk tutmuş yaralara filizlenmiş gizli umutlara değiyordu
yakıyordu değdiği yeri ama duruyordu kanayan yaralar kopup düşüyordu kabuk bağlana yaralar izler kalıyordu sadece
yerlerinde umutlarmı? onlar inatçıydı aldığım nefesle besleniyorlardı yaşıyordum ne kadar karanlık ne kadar aydınlık ne kadar umutlu ne kadar umutsuz olsamda
yaşıyordum manalı yaşıyordum manasızca nefes alıyordum devam ediyordum yoluma dilimde aynı nakarat yaşıyorsun o halde hakkını vereceksin.
Aslında ne çok şey var hakkını verecek bu beden bu ruh daha ne güzel daha ne acı tecrübelere mutluluk ve üzüntülere gebe.
aslının aynı olsa karşımızdakiler herşey ne kadar kolay olacak oysa bu kadar muamma bu kadar benzerlik
ne kadar mutlu ettiyse kat kat üzmeden gitmeyenler yeniler eskiler eskiyemiyenler .
sevmekten sonra kaybetmekten sonra unutulmaktan korkarak tüketilen ilişkiler geçmişin gölgesinde açmadan solan çiçekler aslında beklemek umut etmek korkmak istemekle
geçiyor şu ömrün çoğu bu durumlara konu olan şeyler değişiyor.içimizi açalım hadi en çok maviye en çok yeşile ordan beyaza bulanalım güneşte daha çok açalım renklerimizi
turuncu olsun birazda beyazı hep tutalım kundakta gelinlikte sünnetlikte kefendeki beyazı her şey beyazla başlıyor beyazla bitiyor.
aşkta beyazla başlar pembeye sonra kırmızıya döner sonra siyaha her siyahta tekrar beyazla başa döner.
tebessüm kelimesi bile işe yarıyo çabucak çevreye yayılıyor bu bile iyi bir his yaratıyor insanda.
sus geldi bana şimdi sevgiyle kalın güzel kalın :)
22 Nisan 2010 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)